Neden Yazmıyorum?

tanerkandemir

Neden Yazmıyorum?

Uzun süredir blog’uma yeni yazılar yazma konusunda tembellik yapıyorum. Son 1.5 yılda sadece 6 yazı (3 ayda ortalama 1 yazı) yazmışım. Peki bunun sebepleri ne ve bundan sonra ne olacak?

Öncelikle ben bu blog’u açarken yazdığım ilk yazıda söylediklerimin halen tamamen arkasındayım. Kendime özgü şeyleri yazmaya devam ediyorum. Yaptıklarımı, gezdiklerimi, beğendiklerimi yazıyorum. “İnsanlara faydalı bir şeyler olmayabilir” demiştim ama oldukça faydalı yazılarım oldu. Bunlarla ilgili güzel geri dönüşler aldım. Bu da ayrı bir mutluluk.

Ben neden bu kadar seyrek yazıyorum peki? Çünkü okunmadığımı düşündüm. Oysa ki benim okunmak gibi bir kaygım yoktu en başta. Bu benim güncemdi. Kimse okumasa bile ben yazacaktım. Bu noktada kendimle çelişkiye düşmüşüm. Kendi tembelliğimin bir sığınağı olmuş okunmamak düşüncesi. İşin garibi, ben okunmuyor olduğunu düşündüğüm blog’umun istatistiklerine baktığımda hayretlere düştüm. Benim tahmin ettiğim iyimser sayının yaklaşık 10 katı trafik çektiğimi fark ettim. Çok istatistiklere girmeyeceğim, özet geçeyim. Günlük ortalama ziyaret 200’ün altına düşmüyor. Bu benim için çok iyi bir sayı (Rakam değil, sayı. Sayılara ısrarla rakam diyenler için bir yazı yazabilirim mesela 🙂 )

Nasıl gelmiş insanlar peki? Arama terimlerinden son derece güzel trafik çekmişim. Güzel ve anlamlı başlıklar kullanmışım, gelmişler. Etiketlerden gelmişler. Ve en önemlisi, içerikler ilgilerini çekmiş, blog’da zaman geçirmişler. En çok gezi yazıları için gelmişler. Sonra müzikler için gelmişler. Kısacası gelmişler, gelmişsiniz. İyi ki gelmişsiniz. Teşvik ettiniz beni yeniden yazmaya 🙂 Ara sıra aldığım teşekkür mesajları ve eleştiriler gerçekten çok değerli benim için.

Yazmama sebeplerine devam edelim. 2. sebep, son zamanlarda çok fazla okuma yönüne kaydım. Okuma/yazma eğrisi bariz bir şekilde okuma tarafına doğru yol aldı. Ne okudum peki? Her zamanki gibi kitaplarımı okudum. Dijital tarafta ise, bloglar okumaya devam ettim. Çok güzel bloglar okudum son zamanlarda. Bu yazıyı yazmadan önce de kendi blog’umu okudum ve yaklaşık 4-5 saat geciktirdim bu yazıyı yazmayı 🙂 Buradan (duymasalar bile) tüm blogger alemine serzenişte bulunacağım: “Yazın abicim. Lütfen yazın.” Hep blog’unuzun eviniz gibi olduğundan bahsettiniz. Sosyal medyanın hızlı tüketimine aşırı derecede ayak sağladınız. Kalıcı bir şeyler yapmaya devam etmeyelim mi? Bir diğer okumam ise, haber/gündem şeklinde oldu. Ki bu kısmı artık azaltacağım. Ne kadar az haber okur isem, o kadar az sinir harbi geçiriyorum. Gündemi takipte kalacağım, ama daha az haber okuyacağım. Kendi sağlığım için de en iyisi bu.

Bir başka yazmama sebebim, bazı yazıların gerçekten zamanı değildi. Mesela 4 senedir taslak olarak beklettiğim, eğitim konulu bir yazı var. Ben o tarihlerde yazsam linç edilecektim, biliyorum. Şu anda birçok kişi o kafaya nihayet ulaştı. Ve şimdi de bu yüzden yazmaya gerek kalmadı artık 🙂

Aslında yazdığım mecralarda olmadı değil. Aldığım davetler üzerine, zaman zaman farklı blog’lara konuk yazar olarak katıldım. Ama o şekilde yazmak pek içime sinmedi, bıraktım. Kolektif blog yazarlığını desteklesem de, bana uygun gelmedi. Ya da henüz kafama tam anlamı ile yatan bir proje bulamadım. Ayrıca bir süredir henüz çaylakta olsam ekşisözlük’te yazmaya başladım. Ekşi eski ekşi olmasa da, yine de halen çok önemli bir platform ve orada yazmak hoşuma gidiyor. Ekşi’ye de devam edeceğim. Ama ekşi’deki kullanıcı adımı açıklayacağımı sanmıyorum 😉

Bundan sonra daha sık yazar mıyım? Buna net cevap vermek zor. Blog’u açtığımdan bu yana 5 yıla yakın zaman geçmiş. Bu sürede sosyal medyanın diğer ayakları hızla yükseldi. Blog’lar ölmeye yüz tuttu. Ama ben yine devam ederim bu hızla. Belki biraz daha sık. Ki bu “artık blog yazmak-yazmamak konusunda bir kırılma anı” da değil benim için. Sadece bir durum değerlendirme yazısı. Retroyu severim, sadık kalırım yuvama ben 🙂 En iyi yaptığım işlerden birisini yaparım. Derince araştırır, analiz eder, sistematik bir şekilde bir şeyler aktarmaya çalışırım. Hem bundan son derece haz alıyorum ki ben. Neden yapmayayım? Şu an çok mutluyum mesela bu yazıyı yazdığım için.

Öyle işte.

Kalın sağlıcakla.


4 Cevap “Neden Yazmıyorum?”

  1. Mustafa yildirim dedi ki:

    Egitim, ozellikle son yillarda gereken ilgiyi cekememis ozeni gormemis, aksine ulusal sistem deneme tahtasina donmus, pisa sonuclari yuzumuzu ulkesini gercekten seven insanlarin yuzunu one egmis. Yurtdisina master doktoraya gonderilenlerin ohal yuzunden suresiz geri cagrilmasi da cabasi. Genc nufusa sahip Turkiye gibi ulkelerin gelismekte olan ulkelerden gelismis ulkeye gecmek icin en onemli ve belki de tek gecerli yolu olmasina ragmen batis yolumuz olacak gibi gorunuyorken neden bu konuda az yazan cizen goruyorum bilemiyorum. Sistemsiz egitim sistemini sistemli olarak bu hale mi getiriyoruz yoksa diye vatandas olarak endiseliyim. Velhasil yazmana gerek var yangina bir damla su olur belki

  2. ayhan dedi ki:

    Bloğunun istatistikleri için Piwik web analitikleri https://piwik.org/ açık kaynak projesini tercih edebilirsin. Bilgisayar Mühendisi olduğunu düşünürsek kendi bilgilerini kendi sunucunda da host edebilirsin. Sağlıcakla kalalım. 🙂

  3. Ece Evren dedi ki:

    Taner, bu ikinci yazın okuduğum. Başlık biraz endişelendirdi ama bambaşka gelişmeleri öğrenince mutlu oldum. Yazmaya devam. Bak bir okuyucun daha oldu. Benim sizlerden edinmek istediğim bilgiler var daha. Mahzun bırakmayın. Sevgilerimle oğlum.

  4. tanerkandemir dedi ki:

    Ece Ablacım, çok teşekkür ederim güzel yorumunuz için. Birbirimizden öğrenmeye devam edeceğiz. Bu konuda şüphem yok 🙂

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Top
Taner Kandemir Kişisel Blog Sayfası | 2017