2012-2013 Sezonu Öncesi Gidenler

tanerkandemir

Gattuso – Inzaghi – Nesta

Serie A’da 2012-2013 sezonunun başlamasına 2 hafta kala, AC Milan’ı değerlendirme yazılarına yer vermeyi düşünüyorum. Bu ilk yazımızda, 2012-2013 Sezonu Öncesi Gidenler’i inceleyeceğiz. Ardından 2012-2013 Sezonu Öncesi Kalanlar, 2012-2013 Sezonu Öncesi Gelenler ve son yazıda da  2012-2013 Sezonu Öncesi Beklentiler&Tahminler yer alacak. En uzunu ilk yazımız olacak. Dile kolay, Milan’ı sevmemizi sağlayan oyuncuların büyük bölümü ayrıldı bu yaz takımdan.

2012-2013 Sezonu Öncesi Gidenler:

2009 yılındaki Maldini, Kaka’, Ancelotti ayrılığından sonraki en büyük ayrılış senaryosu bu yaz gerçekleşti. Senatörlerin önemli kısmı ayrılırken, Ibra ve Silva gibi takımın en önemli 2 oyuncusu ile de yollar ayrıldı. Takımdan ayrılan isimleri tek tek inceleyelim:

#30 Flavio Roma: 2009 yılından bu yana takımda olan Roma, 38 yaşında ayrılık kararı aldı. İlk başta emekli olacağını söylese de, ardından kariyerinin büyük bölümünü geçirdiği Monaco’ya geri döndü. Milan kariyeri boyunca 3 resmi maç oynayan Roma, sıklıkla hazırlık maçlarında kendine yer buldu. 2010 yazında Barcelona ile oynanan hazırlık maçında köşeden çıkardığı frikik, sanırım Milan fanlarının kendisi hakkında hatırlayacağı tek güzel kare olarak kalacaktır.

#13 Alessandro Nesta: Tarihi boyunca defans oyuncuları ile nam salmış İtalya’nın, bu bayrağı ileriye taşıyan en büyük isimlerinden birisidir Nesta. 2002 yılında transferin son günü Milan’a gelen Nesta, aynı zamanda Milan tarihinin en iyi dönemlerinden birinin en önemli parçalardan birisi oldu. 10 senede, 2 Şampiyonlar Ligi, 2 Süper Kupa, 1 Dünya Kulüpler kupası olmak üzere toplam 10 kupa kaldırdı Rossoneri forması ile. Son yıllarda yaşadığı sakatlıklar sürekliliğini kaybetmesine neden olsa da, halen İtalya’nın en iyi stoperlerinden birisi idi Nesta. Şampiyonlar Ligi gruplarında Barcelona ile oynanan ilk maçta, Messi’ye neredeyse adım attırmamış ve o sakin, sinirlenmeyen Messi’ye bile saç baş yoldurmuştur. Ancak 36 yaşına gelen bünyesi hızlı tempoya çok fazla dayanamıyordu Nesta’nın ve Barca maçının rövanşında sakatlanarak oyunu terk ederken, tüm stad kendisini alkışlarla uğurladı. İtalya Ligi’nin yoğun temposundan sonra Amerika’nın yolunu tutan Nesta, Montreal Impact takımına katıldı. Dünya futbolunun son yıllardaki en iyi stoperlerinden olan Nesta’ya, Milan için yaptıklarından dolayı ne kadar teşekkür etsek azdır. Yolun açık olsun Alessandro..

Nesta’nın taraftarları son kez selamlaması

#33 Thiago Silva: Son yıllardaki en büyük kayıbımızdır Silva. Değeri birkaç yıl sonra daha fazla anlaşılacaktır süphesiz. Maldini’nin futbolu bırakmasının ardından, Nesta’nın yanında hiç sırıtmadan formanın ağırlığını kaldıran Silva, 3 sene içinde takımın en önemli oyuncularından birisi haline geldi. Şu anda Dünya’nın en iyi stoperi konumuna gelen Silva, yeni sezon öncesi kaptanlık bandını takmaya hazırlanır iken bir anda PSG’de buldu kendini. Milan’ın ve İtalya’nın içinde bulunduğu mali kriz, bu transfere sebep oldu ve takımın en önemli oyuncusunu satmak durumunda kaldı Berlusconi. Kariyeri boyunca Milan adına 5 gol atan Silva, bunlardan en önemlisini geçen sene Nou Camp’ta son dakikada Barcelona’ya karşı kaydetmişti. Bir ŞL finali olsa, senelerce anlatılacak bir geri dönüşün hikayesi olurdu o gol. Her zaman için içimizde bir yara olacaktır T.Silva. En iyi döneminde ve Nesta’nın gidişinden sonra kendisine en çok ihtiyacımız olan dönemde gitmesi Milan savunmasını çok fazla etkileyecektir. Bu sene tandemimiz nasıl olacak, çok merak ediyorum doğrusu.

#19 Gianluca Zambrotta: Barcelona’dan ayrılıp, Milan’a kapak atanlar kervanından birisi de Zambrotta olmuştu. 2008’de geldiğinde, 1-2 yıl için beklerde iyi işler yapmasını, kısa vadede etkili olmasını beklemiştik. Öyle de oldu. Sonrasında sakatlıklar, düşen temposu derken her sezon daha az maç oynamaya başladı ve sezon sonunda 35 yaşında Milan’dan ayrıldı. Şu anda herhangi bir takım ile sözleşme imzalamadığı gibi futbolu bıraktığını da açıklamadı. Bundan sonra ne yapacak bilmiyoruz ancak bize kısa sürede sağladığı katkılar için teşekkür etmek gerek Zambro’ya. Kritik maçlarda, tercih edilen bek hep o oldu yaşına rağmen.

Zambrotta’nın gözyaşları

#17 Massimo Oddo: Oddo, geçen sezozu Lecce’de kiralık geçirdi, ancak yine de ona yer verdik sayfamızda. 2007 yılı kış döneminde Lazio’nun kaptanı iken aldık Oddo’yu. O sezon Şampiyonlar Ligi kupasını kaldırırken ciddi katkı sağlamıştı bize. Sonrasında Bayern Münih’e kiralık gidişi ve Abate’nin sağ beke iyice yerleşmesinden sonra çok az süre almaya başladı. Stoper eksikliğinde, bir ara tandemde oynamışlığı da var. Temmuz ayında, artık futbola verecek bir şeyinin kalmadığını belirterek, emeklilik kararı aldı. Kariyerine hocalık yaparak devam edecek Massimo Oddo.

#2 Taye Taiwo: 2011 sezonunda büyük beklentiler ile alındı Taiwo. Hızı ile sol kanada can simidi olacağı düşünülürken, defansındaki yetersizlik ile sadece 8 maçta yer buldu kendisine ve sezon arası QPR’a kiralandı. Yeni sezon öncesinde takıma geri döndükten kısa bir süre sonra bu sefer Ukrayna’nın yolunu tuttu ve Dinamo Kiev’e kiralandı. Görünen o ki, Taiwo’nun Milan’da yer bulması oldukça zor görünüyor.

#8 Gennaro Ivan Gattuso: Milan ile özdeşleşen bir isimdir Gattuso. Kimi çevrelerce oyun tarzından dolayı nefret edilse de, yine aynı sebepten bir çok kişinin çok sevdiği bir oyuncu olmuştur Gattuso. Hiçbir zaman iyi bir tekniğe sahip olamadı, ancak o kadar gayretliydi ki senelerce orta sahada formayı kimseye kaptırmadı. “Savaşçı” sıfatı onunla daha da bir anlam kazandı. Kariyeri düşüşe geçti denilirken, Allegri ile kendini yeniden buldu ve 2011’de kazanılan Scudetto’nun en önemli parçalarından birisi oldu. 2011-2012 sezonun hemen başında gözünden yaşadığı sakatlık onun futbola veda etmesi söylentilerini beraberinde getirirken, o yine karakterini ortaya koydu ve sezonun sonunda takıma geri dönmesini bildi. Sezonun son maçta, Novara karşısına son kez kaptanlık bandı ile çıktı ve bize eski Gattuso’yu yeniden izletti. Bir çok Milanlı’nın özellikle tribünlere yakın olanların kalbini acıttı Gattuso’nun vedası. Milan’da kazandığı ve Milan’a kazandırdığı tüm başarılar, kupalar için ne kadar teşekkür etsek azdır Gattuso’ya. Şu anda Sion forması giyiyor. Yolun açık olsun Ivan, Milan’a geri döneceğin günleri dört gözle bekliyoruz.

Hoşçakal kaptan

#10 Clarence Seedorf: Son yıllardaki en çok yönlü orta sahadır Seedorf. Orta sahanın her bölgesinde tereddüt etmeden oynadı Milan forması ile. Onu asıl efsane yapan mevkisi, sol iç oldu. Sonrasında forvet arkası. Tekniği üst düzey olan Seedorf, mücadelesi ile de senelerce İtalya’da başarı ile futbol oynamış bir isim. Belki hiçbir zaman dünya futbolunun zirvesinde yer almadı, ancak 3 farklı takım ile 4 Şampiyonlar Ligi kazanması ile bu alanda bir rekorun da sahibi. Milan’da geçirdiği 10 sezon boyunca ortalama 43 maç çıkardı her sezon ki bu da nasıl istikrarlı bir oyuncu olduğunu ortaya koyuyor. Aynı zamanda Milan tarihinin en fazla forma giyen yabancı oyuncusu konumunda Seedorf ve bunun kolay kolay kırılacağını da düşünmüyorum. Pirlo ve Gattuso ile oluşturduğu orta saha bloğu, rakip takımlara senelerce korku saldı. Son zamanlarda geçirdiği sakatlıklar takımda eski konumunu yitirmesine sebep olsa da, kritik maçlarda ismi tahtaya ilk yazılan isimlerden birisi oldu yine. Zaman zaman taraftarlarla arası açılsa da, her zaman kalbimizde ayrı bir yere sahip oldu Seedorf. 2012 yazında Milano’dan ayrılma kararı alan Clarence, eşinin memleketine, Botafogo’ya gitti. Yeni takımında Seedorf’a başarılar dilerken, 10 sene boyunca Milan’a ve dünya futboluna verdiği katkılardan dolayı kendisine kocaman bir teşekkür borçluyuz. Hoşça kal Clarence!.

Seedorf’un Inzaghi’ye sayısız asistinden birisi ve sonrasındaki kutlama

#4 Mark van Bommel: Sevemedim van Bommel’in gelişini. Çirkefti, Milan’a uymazdı. Çok kart görürdü. Yanıltmadı da. Daha 2. maçında kırmızı kart gördü. Ancak sonrasında öyle 1.5 sene geçirdi ki, 1 yıl daha kalsın dedim. Kısa sürede bu kadar katkı veren bir oyuncu olmadı yakın tarihimizde. 2011 Şampiyonluğu, onun devre arası takıma gelmesinin ardından geldi diyebiliriz. Takımın tam aradığı kan oluverdi bir anda. Çapa kavramının hakkını sonuna kadar verdi. Pirlo’nun mevkisinde, farklı oyun tarzı ile kendini kısa sürede kabul ettirdi. 1.5 senede 50 maç oynadı ki 35 yaşındaki bir oyuncu için çok güzel bir sayı bu. Milan’dan ayrılmadan önce Milan Channel’a röportaj verirken ağlaması ise, yürekleri burktu. 1.5 senede onun kulübe verdiklerinin yanında, kulüp ona çok şey katmış olacak ki gözyaşları içinde ayrıldı Milan’dan. Yeni sezonda, Avrupa vitrinine çıktığı takım olan PSV’ye, ülkesine geri dönüyor van Bommel. Kısa sürede bıraktığın büyük etki için teşekkürler Mark, yolun açık olsun.

Kısa sürede büyük etki bırakan van Bommel’in gözyaşları

#18 Alberto Aquilani: Pirlo sonrası taraftarları tatmin etmek için Liverpool’dan kiralandı Aquilani. İyi de başladı sezona. Pasör bir oyuncu olması, takımı orta sahada rahatlattı uzun süre. Sonrasında gelen sakatlık ve Nocerino’nun yüksek formu ile kendine yer bulmakta zorlandı. Satın alma hakkını kullanmadık ve Liverpool’a geri döndü. Sonrasında da Fiorentine ile sözleşme imzaladı ve İtalya’ya geldi yeniden. Şahsen Aquilani’nin takımda kalmasını isterdim. Teknik İtalyan oyunculardan birisi kendisi ve iyi bir yedek olabilirdi yoğun maratonlar için. Olmadı, yolu açık olsun.

#37 Alexander Merkel: Kaybettiğimiz önemli genç yeteneklerden birisidir Merkel. Henüz 18 yaşında Milan forması giymeye başlamıştı. Daha fazla süre almak için Genoa’ya yarı haklarını satarak verdik 2011 sezonu başında. Sakatlıklar artınca sezon arası kiraladık Genoa’dan ve 3 güzel maç çıkardıktan sonra, o da sakatlandı. Sezonun geri kalanında takıma katılamadı ve sezon sonunda tüm hakları ile Genoa’ya satıldı. Ben kendisinin tüm hakları ile satılmasının yanlış olduğunu düşünüyorum. Potansiyeli olan bir oyuncu Merkel. İleride Almanya Milli Takımı ile adından söz ettirebilir.

#21 Maxi Lopez: Yine taraftarın gözünü boyamak için yapılan transferlerden birisi. Cassano’nun uzun süreli sakatlığı sonrası, Tevez söylentileri gerçekleşmeyince Catania’dan kiralandı Lopez. Çıktığı 10 maçta 2 gol atabildi. Kaçınılmaz sonu önceden yazılmıştı Lopez’in. Yine tutunamadı ve geri döndü Catania’ya. Sonrasında da Sampdoria’ya kiralandı. Barcelona’da Şampiyonlar Ligi kazandıktan sonra, 28 yaşında bu konuma düşmesini sorgulamalı kendisi!.

#99 Antonio Cassano: Geçen sezonki futbolu bırakma durumundan sonraki geri dönüşü inanılmazdı. Çıktı, milli takımda da oynadı. Futbolunun en olgun zamanlarını geçiriyor iken sezonun başlamasına kısa bir süre kala Inter’e gitmek istediğini duyurdu. Takımdaki diğer ayrılıklardan dolayı mutsuz olduğununu, para konusunda anlaşamadığını ve çocukluk hayali olan Inter’de oynamak istediğini söyledi. Kalsa çok faydalı olabilirdi bu sezon. Şampiyonlar Ligi’nde oynamak var iken, Avrupa Ligi’nde oynayacağı bir takımı tercih etmesi tuhaf. Bundan sonraki kariyerinin düşüş içerisinde olacağını öngörüyorum Cassano’nun.

#11 Zlatan Ibrahimovic: Dünya’nın şu anda en iyi 3 forvetinden birisi belki de Ibra. İyi oyuncu, gittiği her takıma seviye atlatıyor, hepsini şampiyon yapıyor. Bu oyuncu, aynı zamanda yanında büyük de bir ego taşıyor. Her zaman kendisini ön plana çıkarıyor. Ve bu oyuncu, bizle de bir şampiyonluk kazandı. Kazandırdı diyemiyorum, çünkü o sezon aldığı saçma sapan cezalar ile en kritik anlarda takımı yalnız bırakmıştı. Geride bıraktığımız sezonda ise çok daha iyi bir Ibra vardı sahada. 28 gol ile gol kralı oldu Serie A’da. Lakin bu seferde şampiyon olamadı ki 8 yıl aradan sonra ilk defa yerel lig şampiyonluğunu kaçırdı. Sonrasında beklenmedik bir şekilde o da PSG’nin yolunu tuttu Silva ile birlikte. 24 M €’ya satıldı ki, bence 31 yaşına gelmiş senede 10 M € kazanan ve takım kimyasını bozabilecek bir oyuncu için çok iyi bir para kazandık. Ibra’dan sonra forvet mevkisinde belli bir zayıflık olsa da, geride kalan isimlerimizde yine standartların çok üzerinde isimler. Bu nedenle Ibra’yı çok fazla aramayız. Hatta onun gidişi, bizim daha fazla takım olmamızı sağlayabilir. Kaldı ki Ibra zor zamanlarda takımı rahatlatabilen bir isim değil. Böyle bir isim olsa, Şampiyonlar Ligi’ni en az 2 defa kazanırdı. Ibra gidince, onun karakterini daha iyi anlayabiliyorsunuz. Ayrıldığı her takımdan sonra eski kulübüne laf atıyor ki, Milan’da nasibini aldı bundan. “Şu anda PSG Milan’dan daha iyi bir takım, çünkü onlar en önemli 2 oyuncusunu gönderdiler” şeklinde beyanat verdi ki, Milanlı’ların kendisine olan saygısını yitirmeye yetti bu. Çok zaman geçmeden Nesta sağlam ayar verdi Ibra’ya: “Sanırım Ibrahimovic Gattuso ve Seedorf’tan bahsediyor” diyerek, hem kendini arka plana atarak mütevaziliğini korudu, hem de Milanlı’ların kalbini bir kez daha kazandı. İronik olan ise, Ibra’nın ayrıldıktan sonraki takımlarının Şampiyonlar Ligi’ni kazanması. Inter ve Barca örnekleri var önümüzde. Neden bu sene de biz olmayalım? Ibra’ya en iyi kapak bu olmaz mı?

#9 Filippo Inzaghi: Teknik, hızlı, uzun boylu, müthiş şut çeken. Evet, hiç birisi Inzaghi’ye uymuyor bu sıfatların. Bir forvet oyuncusunda bunlardan 2-3 tanesinin olmasını beklersiniz ki iyi bir golcü olsun. Inzaghi’de bunlardan hiç biri yoktu. Ama o en iyilerden birisiydi. Ferguson’un deyimi ile, ofsayt çizgisinde doğan adam, 2001 yılında ezeli rakip Juventus’tan geldi Milan’a. Sheva ile birlikte müthiş bir ikili oldular. Ligde çok fazla gol atan bir oyuncu olamadı hiçbir zaman. Atalanta ile 24 gol attıktan sonra asla 20’yi geçemedi. Onun asıl motivasyonu Avrupa Arena’sı oldu. Milan forması ile Avrupa’da 74 maça çıkarken tam 41 gol attı. Toplamda 114 Avrupa maçında 70 gol ile bu alanda tüm zamanların en iyi 2. oyuncusu. Ibra için iyi oyuncu diyoruz ya, Inzaghi ondan daha iyi, daha büyük bir futbolcu. Zor zamanlarda ön plana çıkamayan Ibra’nın tam tersine, stres düzeyi yüksek maçlarda hep onun imzası yer almıştır. 2007 kupasının Kaka’ ile birlikte unutulmaz ismidir Pippo. Finalde attığı 2 gol bize kupayı getirirken, finale kadar da büyük katkı vermiştir. Ardından Süper Kupa ve Fifa Dünya Kulüpler Kupası’nda da gollerine devam etmiştir. Bu 3 kupada da gol atma başarısı gösteren tek oyuncudur. Maç sıkıştığında, kulübede bekleyen bir Pippo daima güven vermiştir taraftarlara. Ve bu büyük oyuncu, müthiş bir veda yaptı Milan formasına. 2011-2012 sezonunda sakatlığından dolayı uzun süre kadroda yer almaz iken, sadece 9 maça çıktı. Bu maçlardan ilk 8’inde gol atamaz iken, sezonun son maçına, Novara maçına San Siro’da yedek kulübesinde başladı bir kere daha. Uzun bir sakatlıktan sonra yer aldı kadroda. Ve o Inzaghi 67. dakikada durum 1-1 iken, son kez Rossoneri forması giymek üzere girdi sahaya. Defalarca takımı ipten alan Inzaghi’nin varlığı yine güven vermişti tüm Milan fanlarına. Ama o Inzaghi artık eskisi kadar iyi değildi. Sakatlıklar çok yıpratmıştı onu. Eline geçen fırsatları cömertçe harcadı, bir çok defa olduğu gibi. Ama yine bir çok defa yaptığını yaptı yine, denedi. Vazgeçmedi, sürekli denedi. Dakikalar 82’yi gösterdiğinde ise, Seedorf’un müthiş pasına hareketlendi ve yüzlerce kez yaptığı gibi yine tüm taraftarları sevince boğmasını, golünü atmasını bildi. Sezon boyunca attığı tek gol, aynı zamanda yine bize maçı kazandıran ve Milan forması ile attığı son gol oldu. Yine sanki kariyerinin ilk golünü atmış gibi abartılı gol sevincini yaparken, taraftarlara koşmayı da ihmal etmedi. Maç sonunda yaptığı açıklama ise, her şeyi özetliyordu aslında:“Kendi hikayemi yazacak olsam, bundan daha iyisini yapamazdım.” 9 numara en çok ona yakıştı bu forma ile. Senelerce sahada veya kulübede olsun, heyecanlandırdı bizi. Ve 38 yaşında, Milan forması giymeye veda etti, ama Milan’dan kopamadı. Allievi Nazionali genç takımının başında olacak artık Inzaghi, Christian Maldini’nin de içinde olduğu takım. Artık yeni Milanista’ların yetişmesini sağlayacak. Tarihi yazarken ön planda değil, arkada kalacak bu sefer. 11 yıl boyunca Milan forması ile yaptıkların için yüzlerce kez teşekkürler Pippo. Unutulmayacaksın!.

Pippo’nun son maçı, son golü


5 Cevap “2012-2013 Sezonu Öncesi Gidenler”

  1. Berkay Sert dedi ki:

    Gerçektende muazzam yazı olmuş elinize sağlık.

  2. Samet Güveli dedi ki:

    Son dönemlerde okuduğum en iyi yazı diyebilirim tanercim.tebrik ederim . Alessandro Nesta hayranı olarak en dikkat ettiğim kısım orası oldu 🙂 ama cidden çok beğendim. Ayrıca tüm oyunculara ayrı ayrı parantez açman çok iyi olmuş. Çok daha iyi yazılar bekliyoruz , ACM-TR Ailesi olarak 🙂

  3. Hilmi dedi ki:

    terli Kaka formamı kenara koyduktan sonra ılık bir duş alıp bilgsayara geçtim facebooktan linki gördüm ve Taner yazmışsa okunur dedim.Başkası yazmış olsa da okunurdu fakat linkini kopyalayıp geniş bir zamana ertelerdim:) Flavio Romayı unutmamış olmanı sempatik buldum keyfle başladım yazıya fakat seedorfa geldiğimde bir ara verdim gözyaşlarım dinmeliydi çünkü çok güzel anlatmışsın ve yazıda geçtiği gibi lanet ibranın inadına bu sene ŞL ini alalım ya da benim için Taner için sokaktaki kedi için herhangi bi sebepten olabilir:)

  4. Bahadır Özdemir dedi ki:

    Yazı çok güzel olmuş , okurken bazı kısımlarda cidden gözlerim doldu. Ben sadece bir konuda eleştiri getirmek istiyorum . Silva için son yıllardaki en büyük kaybımız demişsiniz. Maldini , Pirlo ve Nesta çok çok çok daha büyük kayıplardı kanaatimce. Yazının geriye kalan tüm bölümü şahane , diğer yazılarınızı da bekliyoruz.

  5. onur yilmaz dedi ki:

    teşekkürler taner güzel yazı olmuş.

    keşke bu “gidenleri” aratacak “gelenler” de transfer edebilseydik bir de.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Top
Taner Kandemir Kişisel Blog Sayfası | 2017